Başbakan Davutoğlu yurdu bir baştan bir başa geziyor, oy istiyor. Doktor Devlet Bahçeli mitingler düzenletiyor, milletten oy istiyor. Kemal Kılıçdaroğlu geziyor, dolaşıyor, mitingden mitinge koşuyor…
Kısacası seçimlere sadece liderler ve partilerin genel merkezleri hazır. Seçimlerin hamalı çilekeşleri, genel merkez yöneticileri ile genel başkanlar.
İl ve ilçe teşkilat yöneticileri tüm umutlarını liderlerine bağlamış durumdalar.
7 Haziran’da da böyleydi. Hafta sonu yapılacak 1 Kasım seçimleri içinde böyle. Kimse kusura bakmasında tavuk bile su içer Allah’a bakar…
***
Bölgemiz siyasetini yerinde olduğu kadar, yerel basından da takip ediyorum. Gördüğüm manzara içler acısı…
Keyifler yerinde değil, moralleri bozuk, top yekûn yönetim Pazartesi sendromu yaşıyor!
“Bayram gelmiş neyime” türküsü gibi parti yöneticilerde “seçim gelmiş neyime” türküsü söylüyor.
AK Parti “tek başına iş başına” derken, CHP “Türkiye’nin birleştirici gücü” diyor. MHP ise, “Sen Bilirsin.”
Her partinin bir sloganı var ama sadece slogan işte. Hayata geçiremedikten sonra sadece slogan olarak kalıyor…
AK Parti tek başına iktidara gelirse Genel Başkanları Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu sayesinde olacak. CHP Kemal Kılıçdaroğlu’nun bireysel çabaları ile MHP de Dr. Devlet Bahçeli’nin…
Mesela çıkın sokağa sorun, ‘AK Parti İlçe Başkanı kim? CHP İlçe Başkanı kim? MHP İlçe Başkanı kim?’ diye…
Hadi sorun lütfen.
Kaldı ki birçok ilçe başkanı çok uzun zamandır görevde.
Çok samimi söylüyorum yüz kişiye sorulsa, sekseni ‘bilmiyorum’ der.
***
İlçe başkanı ve ilçe yöneticisi olmak için kıran kırana kavga eden kişiler, mazbatayı alır almaz iş takibine başlıyorlar. Kimi AK Partili, kimi de CHP’li aslında hakkını yememek lazım. MHP bu konuda öksüz. Çünkü MHP yerelde de genelde de iktidar değil. Elbette bu tespitlerimiz İstanbul üçüncü bölge için. Türkiye’mizin birçok ilinde ve ilçesinde MHP’nin de iktidar olduğu yerler elbette var, tahmin ediyorum ki oralarda da durum yine aynıdır.
Siyasette yerel düşünülmediği için iktidara giden yol yerelden değil, direk tepeden yani genelden geçiyor.
Bir küçük ilçenin, ilçe başkanı kendi ilçesinin problemlerini bir kenara bırakıyor, genel konular hakkında ahkâm kesiyor. Sen “had bilmez” olduğun zaman sana haddini millet bildirir!
***
Ben bir yerel gazeteciyim. Yerel yani ilimin, ilçemin problemini, yani mutluluğunu, mutsuzluğunu görmez ta Ankara yani Türkiye Büyük Millet Meclisi ile uğraşmaya kalkarsam, birisi çıkar “Hop İrfan Ermiş” haddini bil der.
Ankara’ya dil uzatırken bile ilimizin, ilçemizin, mahallemizin, köyümüzün derdi sıkıntısı için kelam edip, kalem oynatmalıyız.
Kısacası yerel hizmet üreten her kim ki halk dilini, yerel dili kullanmıyorsa bir adım ileriye gidemez. Siyasi geçmişimizde, Merhum Adnan Menderes DEMOKRAT PARTİ, Merhum Bülent Ecevit CUMHURİYET HALK PARTİSİ, Merhum Süleyman Demirel ADALET PARTİSİ ile ciddi başarılar yakaladılar.
1980 sonrası da Merhum Turgut Özal ANAVATAN PARTİSİ ile başarı yakalarken, sonrasında yine Merhum Süleyman Demirel DOĞRU YOL PARTİSİ ile yeniden siyasette zirve yaptı. Şimdi ki lider Recep Tayyip Erdoğan da ADALET ve KALKINMA PARTİSİ ile başarılı olduysa yerel dili iyi kullandı. Yani milletin net anlayacağı söylemlerle başarılı oldular…



